Devrim Kunter İle Söyleşi

Devrim Kunter İle Söyleşi

Yerli çizgi roman sektöründe önemli adlardan bir tanesi olan üstat Devrim Kunter ile güzel bir söyleşi yaptık. Söyleşimiz hem bilgi dolu hem de bir o kadar güzel geçti. Siz de okurken zevk alacaksınız. İyi okumalar dileriz.

  • Merhaba, öncelikle biraz bahsedebilir misiniz kendinizden Devrim Kunter öncelikle kimdir?
  • Türkiye‘de çizgi roman üretmeye çalışan birkaç kişiden birisiyim. Son dönemlerde epeydir pek bir şey üretmiyorum ama. 2018 yılı o açıdan pek verimli olmadı. 2010 yılı civarında ‘Seyfettin Efendi‘yi internette yayınlamaya başlamıştım. Sonra da kitap haline geldi. 4 ciltlik kitap oldu. 2016 yılında da bir çizgi roman dergisi çıkaralım dedik. ‘Yabani‘ çizgi roman dergisini çıkardık. Onu da 10 sayı çıkardık. 2017 yılının Mart ayında da o bitti.

Devrim Kunter İle Söyleşi

  • Ondan sonra daha ufak işler yapmaya başladım. Yurt dışı için 1976 yapımı olan ‘Logan’s Run‘ kült filmi gündemde. Biraz eski kaldığı için yeni kuşak çok bilmiyor. Hatta yeniden çevirimi olacak mı diye de konuşuluyordu. Güzeldir onun konsepti. Onu sevdiğim için o film için 2 fasikül olacak şekilde çizim yaptım. Şimdi biraz işte Sırbistan‘da bir çizgi roman projesi var. Ona kısa bir şeyler yapacağım. Ufak ufak işlerle devam ediyorum şimdilik.
Devrim Kunter İle Söyleşi
  • Ben de ‘Logan’s Run’ filmini izlemiştim. Herkesin bildiği bir film değil belki ama zamanında Marvel Comics’in bastığı çizgi romanları da vardı. Ben zaten severek takip ediyorum sizi. Son 2 yıldır sanki yurt dışına daha çok açıldınız gibi. Özellikle Balkan ülkelerinde olmak birçok yere gittiniz. Fuarlara ve etkinliklere katıldınız diye biliyorum.
  • Yeni bir şeyler denemek istiyorum kendimce. O arada da başka işler yaparak biraz belki ufkum açılır diye yurt dışında da işler yapayım dedim. Sırbistan‘daki proje de söyle oldu: Oradaki festivali hem düzenleyen kişi hem de orada çizgi roman okulu öğretmeni Marco bulunuyor. Onların bir 14. yüzyılda olan gene Prens Marco diye birisi var Balkanlar‘da. Hepsi de kendi kralı olarak görüyor.
  • Bulgaristan da öyle görüyor. Sırbistan da öyle görüyor falan. Oradaki toplumlara hitap eden bir karakterdir. Onun ölümsüz olduğu ver yüzyıllarca savaştığı üzerine çeşitli kitaplar yapılıyor. Kitaplar genelde tek ḥikāye ama birçok farklı çizerden oluşuyor. İşte bir kitabını da Türkiye‘deki yer alan çizerler ile yapacaklar. O kitapta da ben de 5 sayfasını çizeceğim. Koral çizdi, Selçuk Ören çizdi mesela.

Devrim Kunter İle Söyleşi

  • Biz ulaşabilecek miyiz o kitaba?
  • O projeler çok uzun sürecek olan projeler. Ama ileride de Türkiye‘de de basılabilir tabii.
Devrim Kunter İle Söyleşi
  • Peki, sadece sizin çizdiklerinizi görebilecek miyiz?
  • Bir şeyler planlıyorum. Mart ayında son fasikül çıkacak. Ayrıca gene Mart ayında toplaması da çıkacak. Bunlar çıktıktan sonra bir yerde imza günü vs. yapıp onları da belki sipariş ile getirtebilirim. Böylece buraya da ulaşmış olur.

  • Zaten çizimlerin bir kısmını Facebook ya da Instagram sayfalarınızda paylaşıyorsunuz. Bundan sonraki yakın dönemlerde geliştireceğiniz ya da sıfırdan düşündüğünüz başka projeler de var mı? Mesela en son işlerden bir tanesi de ‘İsimsiz Dünya Fanzin’e de öncü olmuştunuz. Daha öncesinde bu tarz işlere pek yanaşmıyordunuz diye biliyorum.
  • Bir ara çizgi roman kursu vermiştim. Oradaki arkadaşlar dedi ki: Öğrendik ama bir şeyler de üretelim.’ Ben de ilk başta editörlük yapıyorum ama şu anda kendi başlarına döndürüyorlar. Kendi editörlüklerini de yapıyorlar. Yeni gelen işleri de inceliyorlar. Gayet güzel yapıyorlar. Şimdi yeni sayısını da hazırlıyorlar. Yeni sayı için de kısa bir şeyler yaptım ben de. 5 sayfa civarında.

Devrim Kunter İle Söyleşi

  • ‘Yabani’nin daha çok çizim versiyonu gibi de diyebilir miyiz?
  • Şimdi ‘Yabani’ böyle ülke çapında dağıtılan bir dergi olduğu için mesela oradaki bir hikâyeyi tekrar elden geçiriyorduk. Dolayısı ile çizilmiş işleri tekrar düzeltmek de uzun sürebiliyordu. Ama fanzinin bu açıdan biraz daha avantajı bulunuyor. Onda da gene düzeltme yapılıyor ama biraz daha göz yumulabilinir. Hem okuyucu açısından hem de yayınca açısından. O açıdan fanzinlerin avantajı var. Zaten bu zamanda biraz fanzine yönelmek de daha mantıklı gibi.
Devrim Kunter İle Söyleşi
  • Ama mesela ‘Yabani’ dergisi de 10 sayılık bir proje olsa da daha önce çok fazla yapılmamış bir projeydi Türkiye’de. Belki sonra erdi bu proje ama en azından o projeden de memnundunuz?
  • Sadece gelen işleri toplamak, iş takibi yapmak gibi şeyler her işte sıkıntılı olabiliyor gerçekten. Ama yani güzel bir şey yaptık. Yani en nihayetinde geriye baktığımızda güzel ve elimizde kalan, bir sürü insanın katıldığı bir proje oldu. Daha önce de zaten çizgi roman dergileri çıkarıldı ama genelde oralardan çıkan insanlar, mizah dergilerinden çıkanlar insanlar olduğu için dergide de karikatür ya da eğlenceli kısımlar da oluyordu. Bizim dergilerde o kısımlar hiç yoktu.

Devrim Kunter İle Söyleşi

  • Zaten sert, kesmeli biçmeli ve ağır konulu hikâyeler de yer alıyordu.
  • Tabii ki onlar da vardı. Erotik kısmı çok yoktu.

  • M.A.: ‘Karabasan’dan da bir bölüm vardı.
  • İ.K: ‘Seyfettin Efendi’ de vardı.
  • Yıldıray ile ÖzerYabani‘ için çalışmışlardı. Hakan da yer almıştı. Şimdi bir tane de yeni bir ‘Seyfettin Efendi‘ hikâyesini Hakan yazdı. Zaman olursa çizecek. Tekrardan birkaç tane kısa maceralarını tekrardan basmaya çalışacağız.

  • Hazır konu ‘Seyfettin Efendi’ye gelmişken söylemek isterim. Ben onu okurken çok zevk almıştım. Yerli bir ‘Sherlock Holmes’ havası var. Mesela ICAF’taki söyleşinizde de söylemiştim. Gerçekten de hayatımızda varmış gibi anlatılıyor. O yüzden de çok başarılı. Devamı ne zaman gelecek diye sorayım. Bir de bu evreni yaratırken yeniden ICAF’ta konuşmanıza katıldığımda sürekli bahsetmiştiniz. Ama bu evreni yaratırken nelere düşünmüştünüz?
  • İşte gündemde kısa maceralar var. Onu çıkartırım diye düşünüyorum. Bir de ‘Seyfettin Efendi‘ dışında başka bir proje daha var. Göktürk Canbaba yazıyor. Yani ben de fikir veriyorum. Çiziyorum da. Onun da fotoğraflarını kullanacağız. Kısa bir grafik roman tadında bir proje olacak. Orada değişik çizim tarzları falan planlıyorum.

Devrim Kunter İle Söyleşi

  • Daha devam edecek hikâyeler var ama yani.
  • İşte 5 kitapta bitirmeyi düşünüyorum. Dördüncü kitap işte Haşhaşiler üzerine olacak. Beşinci kitap da bütün hikâyelerin çözümü üzerine olacak. Psikolojik bir şeyler de olacak. İşte önümüzdeki yıl da ona yoğunlaşırız. Aslında ona başladım. 20 sayfa falan bitirdim. Ama tekrar sil baştan başlayacağım.
Devrim Kunter İle Söyleşi
  • Başladığınız tarzdan biraz daha farklı bir şekilde ilerledi zaten genel olarak.
  • Çizimlerde genel olarak çok değişiklik oldu. Hikâyelerin nasıl gideceğini aşağı yukarı biliyordum. Kafamda belliydi ama tabii hem yazarken hem çizerken bir gelişme süreci oluyor. Dolayısıyla hem yazımda hem çizimde farklılıklar da oluyor ister istemez.

D

  • Peki, bu evreni nasıl oluşturdunuz?
  • Aslında başta daha farklı şekilde yazmıştım Seyfettin Efendi‘yi. Mesela ilk kez çizgi roman olarak düşündüğümde daha karikatürize ve espirili bir şeyler düşünüyordum.
  • Sonra hikâye olarak düşündüğümde o mizah özelliklerini biraz daha azaltıp fantastik öğeler falan koymuştum. Tekrardan ele alayım dediğimde gene içinde espiri var ama standart espiriler oldu.

Devrim Kunter İle Söyleşi

  • Bir de fantastik öğeler de koymamın sebebi şu: Aslında fantastik öğeler ile yapılan İhsan Oktay Anar zaten Osmanlı ve fantastik dokusunu iyi yakalamıştı. ‘Seyfettin Efendi‘ de tam bu Cumhuriyet’in kurulma dönemine denk geldiği için tam o fantastikten koparıp bilim kurguya dönüşü ve o dönemdeki olaylar da hikâye için uyumluydu.

D

  • Hani olaylar doğa üstü gibi gözükür ama bilim kurguya da bağlanır. Dolayısı ile öyle bir yöntem geliştirdim. ‘Seyfettin Efendi‘ de bilim kurgu oldu. Bir de tarihsel kişilikleri de kullanalım istedim. O yüzden de böyle başladı. Sanki Seyfettin Efendi gerçekten bir yazarmış ve bunlar da anılarıymış gibi.

D

  • Onun espirisi aslında ilk kitapta vardı. Kendi cenazesine gidiyor falan. Aslında o olay Ömer Seyfettin‘e gönderme. Ölmemiş de böyle işlere girişmiş. Niye fanstatik öğeler dünyada yok? Onun cevabı o. Niye Cingöz Recai ve Arsen Lüpen bir arada değil? Çünkü onlar roman kahramanı. Ama bu daha gerçekçi bir karakter.

Devrim Kunter İle Söyleşi

  • Mesela Mustafa Kemal Atatürk’ün şapka devrimine falan çok güzel değiniyorsunuz orada. Cidden çok güzel işlemişsiniz.
  • Tabii bir de bir tarih geldi ve her şey değişti gibi ama aslında öyle de değil. İşte Cumhuriyet kurulmuş. Fes ile gezenler de var. Tarihte var olmuş şeyleri de işlemek hoşuma gidiyor. Dolayısıyla benim çizimlerinde fesli de dolaşan vardı, Şapka ile dolaşan da vardı. Hem tarihsel konularda hafıza tazeleme gibi oluyor. O kısımları eğlenceli biraz.

  • Bir de oluşturduğunuz ekip de çok başarılı. Seyfettin Efendi’nin yanındaki karakterler. İşte ekipten bir tanesi kas gücü, bir tanesi çabukluğu ile bir şeyler hallediyor. Öbürü çok zeki falan.
  • Onu da bilerek kullandım. Masa üstü oyunlarını çok seviyorum. Dolayısıyla bu tip hikâyeleri işlemek daha mantıklı. Genelde çizgi romanlarda bir kahraman vardır. Onun da yanında yan karakterleri vardır. Hepsi takım olunca güçlü, kuvvetli, zeki ve mert falandır. Zayıflıklarıyla ve farklılıklarıyla farklı bir ekip olsunlar istedim.

Devrim Kunter İle Söyleşi

  • Oyun dediğiniz için bahsetmek istedim. Yılbaşında da ‘Entrika’ oyununuzu almıştım. Bu da sizin için ilk bu tarz bir projeydi sanırım.
  • Aslında değil. Daha öncesinde ‘Oyun Mühendisi‘ diye bir oyun vardı. O benim yaptığım ilk oyundu. Şu an bulunabilinir mi bilmiyorum. Baya eskiydi. ‘Entrika‘da ikinci oyunum oldu.

  • Yerli olarak bir üretim varsa onu bir şekilde desteklemek gerektiğimizi düşünüyorum. Keyifli de bir oyun aslında. Ağır da kuralları var aslında. Koleksiyonculuk ile alakalı bir şeyleriniz var mıydı?
  • Koleksiyoncu çok değilim aslında. Çizgi romanlarım var tabii. Ama böyle bir koleksiyoncu mantığı ile koleksiyonum yok. Yurt dışına çok gidince imzalı kitaplar almaya başladım. Genel olarak koleksiyon sevdam yok.

Devrim Kunter İle Söyleşi

  • Son olarak da sizin eklemek istediğiniz bir şey var mıydı?
  • Her zaman söylemişimdir. Çizgi roman da yapmak istiyorsanız bir anda başlamak lazım yazarak ya da çizerek. Proje kafada kaldığı zaman hiçbir işe yaramıyor. Onu üretmeye başladığın zaman bir şeyler öğreniyorsun. Bir şey ürettiğiniz zaman da daha çok keyif alıyorsunuz. O yüzden de herkese bir şey üretmesi dileğiyle diyeyim.

Haberİlkay Alikaya
Yazan: Mehmet Arca

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: