‘Go’ Oyununun Tarihçesi Ve Felsefesi

‘Go’ Oyununun Tarihçesi Ve Felsefesi

Kökenleri binlerce yıl öncesine dayanan bu efsanevi oyun, ülkemizde hak ettiği rağbeti şimdilik görememiş olsa da dünya genelinde hatırı sayılır bir prestije sahip. Zaten böyle bir oyuna saygı duymamak da ayıp olur. Zira Go’nun insan zekâsının limitlerini zorlayan mekanikleri mevcut. Aslında oyunun temel kurallarını öğrenmek ve basit çaplı bir Go karşılaşması yapmak zor bir olay değil.

Go’nun zorluğu, oyun esnasında yapacağınız seçimlerden, kuracağınız stratejilerden ve bir el oynarken on el sonrasını hesaplamanın zorunluluğundan geliyor. Kendim de yaklaşık iki yıldır ‘Go‘ oynamaktayım. İlk başta bir kurs sayesinde oyunun temel eğitimini aldım. İlk öğrenmeye başladığınızda ‘Bu mu zor dedikleri oyun?’ gibisinden bir burun kıvırma yaşıyorsunuz, genlerimizde bulunan bir tepkiyle doğru orantılı olarak.

'Go' Oyununun Tarihçesi Ve Felsefesi

Ancak ilk serbest müsabakanızda anlıyorsunuz ki ‘Go‘ tamamen aklınıza verdiğiniz bir sınav. Bu yüzden ‘Go’yu iyi oynayan zekidir arkadaş!‘ tezini ortaya atmak hiç de zor değil ve gönül rahatlığıyla da atabilirim. ‘Go‘ ile ilgili ilk yazımızda, sizlere ‘Go‘ oyununun tarihçesinden bahsederek, felsefesine kısaca değinmeye çalışacak ve oyunda kullanılan seviyelendirme sisteminden bahsedeceğim.

‘Go’ Oyununun Tarihçesi Ve Felsefesi

Sonraki yazılarda da oyundaki stratejilere değinecek ve oyun içerisinde geçen Japonca terimlere göz atacağız. ‘Go‘ya ait ilk yazılı kaynaklar M.Ö. dördüncü yüzyıldan gelen Zuo Zhuan sayfalarıdır. Çin‘de günümüz tarihine kadar halen korunmuş olan ve en eski kitap niteliğini taşıyan Zuo Zhuan, Konfüçyüs takipçisi bilginlerin bir araya gelerek, çeşitli devlet kayıtlarını ve halk arasında ağızdan ağza dolaşan söylentileri baz alarak derlediği ayrıntılı bir tarih ve edebiyat kitabıdır.

'Go' Oyununun Tarihçesi Ve Felsefesi

Kitaba göre ‘Go‘ oyununun M.Ö. 548 yılında bahsinin geçtiği görünmektedir. Zuo Zhuan dışında ‘Go‘ya Konfüçyüs’ün analektlerinin on yedinci kitabında da rastlanmaktadır. Tabii ki Çin‘de ve o yıllarda oyunun ismi ‘Go‘ değil. İlk bilinen adıyla ‘Weiqi (Veyçi)‘dir. Aslında orijinal olarak 17×17 karelik tahta üzerinde oynanan ‘Go‘, Tang Hanedanı (618-907) zamanında 19×19 karelik tahtaya geçiş yapmıştır.

Kökeninde daha derinlere indiğimizde, yazılı belgelere dayanmasa da oyunun efsanevi Çin İmparatoru Yao zamanında, ki bu da M.Ö. 2337-2258 yıllarına dayanıyor, ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. Efsanelere göre İmparator Yao, danışmanı Shun’u çağırarak, asi oğlu Danzhu için bir oyun tasarlamasını emretmiştir ve bu oyun vasıtasıyla onu hizaya getireceğini düşünmüştür.

'Go' Oyununun Tarihçesi Ve Felsefesi

Bir başka efsaneye göre de ‘Go‘, o dönem yaşayan Çin kabilelerinin savaş lordlarına ve generallerine ait savaş ve saldırı planlarına dair çizimlerden esinlenilerek yaratılmıştır. Ayrıca ‘Go’, Çin bilgelerinin sahip olması gereken dört meziyetten de birisidir ki, bunlar kaligrafi, ressamlık, ‘Go‘ oynamak ve guqin müzik aletini çalmak olarak belirlenmiştir.

Oyun Çin’den sonra önce Kore ve ardından Japonya’ya yayılmıştır.

‘Go’ Oyununun Tarihçesi Ve Felsefesi

Kore’nin ‘Go‘ ile ilk tanışmasının beşinci ile yedinci yüzyıl arasında olduğu tahmin edilmektedir. Genelde ülkenin elit kesiminin oynadığı bir oyun olmuştur ve Kore’de ‘Baduk’ ismiyle hitap edilmiştir. On altıncı yüzyılda oyuna çeşitli geliştirmeler yapılmıştır ve ‘Sunjang Baduk’ adıyla yeni bir versiyonu çıkarılmıştır. On yedinci yüzyılda Japonya’nın oyunu dünya geneline yaymasıyla Kore halkı da orijinal ‘Baduk‘ oyununa geri dönmüştür.

Bu cümleden de anlaşıldığı gibi ‘Go‘ her ne kadar Çin ve Kore’ye daha önce uğramış olsa da en şaşalı günlerini Japonya sayesinde yaşamıştır. ‘Go’ adı da Japonca’da kendisine hitap edilen şeklinden gelmektedir. Oyun Japonya’ya yedinci yüzyılda ilk kez uğramıştır. Sekizinci yüzyılda saray erkânı arasında inanılmaz bir popülariteye ulaşmıştır. Halkın içine inmesi on üçüncü yüzyılı bulmuştur.

'Go' Oyununun Tarihçesi Ve Felsefesi

Doğu Asya’da bu denli popüler olmasına rağmen, batı medeniyetlerinin ‘Go‘ ile tanışması on altıncı yüzyıl içerisinde vuku bulmuştur. Ancak popülerlik kazanması on dokuzuncu yüzyıl sonlarında Alman bilim adamı Oskar Korschelt’in oyun hakkında yazdığı bir tez sonrası gerçekleşmiştir. Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nda hızla yayılan ‘Go’, 1905 yılında Almanya’da bulunan ünlü satranç oyuncusu Edward Lasker tarafından fark edilmiştir. Ve kendisi oyunu, Amerika Birleşik Devletleri’ne taşımıştır.

‘Go’ Oyununun Tarihçesi Ve Felsefesi

Hemen akabinde New York Go Kulübü‘nü kurmuştur ve oyun hakkında yazdığı kitaplar ile oyunun Amerika‘da yayılmasında başrol oynamıştır. İlginçtir ki Amerikan Go Derneği, 1935 yılında kurulurken oyun ile çok daha önce tanışmış olan Almanya’nın Go Derneği de 1937 yılında kapılarını açmıştır.

'Go' Oyununun Tarihçesi Ve Felsefesi

İkinci Dünya Savaşı’nın patlamasıyla ‘Go‘ oyunu Japonya’dan gelme olduğu sebebiyle Amerika başta olmak üzere birçok ülkede yasaklanmıştır. Savaş sonrasında Japonya Go Derneği (Nihon Ki-in) oyunun batı ülkelerinde tekrar yayılması adına çalışmalar başlatmıştır. Hatta 1960’lı yıllarda ‘Go Review‘ isimli İngilizce bir dergi de çıkarmışlardır. Bunların yanında belirli periyotlarda profesyonel Go eğitmenlerini batı ülkelerine göndermişler ve batı halkına ‘Go‘ oyununu öğretmişlerdir.

Japonya, her ne kadar son yirmi senede başarı açısından Çin ve Kore’nin gerisinde kalmış olsa da yıllar önce yaptığı bu hamleler sayesinde oyun, tüm dünyada Japonca adı olan ‘Go’ adıyla bilinmektedir. 1996 yılında meydana gelmiş olan ilginç bir olaya da yer vererek ‘Go‘ tarihine son bakışımızı atalım. NASA astronotu Daniel Barry ve Japon astronot Koichi Wakata, 1996 yılında ‘Uzayda Go oynayan ilk insanlar’ olarak tarihe geçmişlerdir.

‘Go’ Oyununun Tarihçesi Ve Felsefesi

Bu oyunu oynayabilmek için özel bir set geliştirilmiştir. ‘Go Space’ adı verilen bu set Wai-Cheung Willson Chow tarafından tasarlanmıştır. İki astronota da Nihon Ki-in tarafından onursal Dan rütbesi verilmiştir ki bilenler bilir bu hiç de kolay erişilebilen bir rütbe değildir. Tüm bunların sonucunda günümüze baktığımızda 2016 yılı başı itibari ile Uluslararası Go Federasyonu’na üye yetmiş beş ülke bulunmaktadır.

'Go' Oyununun Tarihçesi Ve Felsefesi

İroniktir ki bunların sadece sekiz tanesi Doğu Asya ülkesidir. Dan rütbesinin bahsi geçmişken ‘Go’ oyunundaki seviyelendirme şekilleriyle devam edelim. ‘Go’da Kyu, Dan ve Pro olmak üzere üç seviye bulunmaktadır. Kyu, öğrenci; Dan, usta anlamına gelmektedir. Yine Nihon Ki-in tarafından belirlenen standartlara göre oyuna yeni başlayan bir oyuncunun seviyesi 30 Kyu olarak kabul edilir.

Öğrenci, oyunda tecrübe kazandıktan sonra otuzdan bire doğru yükselerek en fazla bir Kyu seviyesine ulaşır. Bir Kyu seviyesinden sonra bir Dan seviyesi gelir ki Kyu‘dan Dan seviyesine geçmek onlarca yıl alabilmektedir. ‘Go‘ oyununda seviyelendirme yapılırken dövüş sporlarından Karate ve Judo’daki seviyeler esas alınmıştır. Bir Dan seviyesi, kara kuşak ile eşdeğerdir.

‘Go’ Oyununun Tarihçesi Ve Felsefesi

Oyunun ne kadar büyük bir sanat olduğunu idrak etmek açısından, Dan rütbesine erişmiş oyuncular, tecrübeli amatörler olarak anılmaktadırlar. Bir Dan ile başlayan Dan serisi, birden dokuza kadar gitmektedir. Ancak amatör Dan‘lar sadece yedi Dan seviyesine ulaşabilirler. Daha yüksek seviyeye ilerlemek için pro olmaları gerekmektedir.

Pro olabilmek de sadece Japonya, Kore ve Çin’de bulunan bazı ‘Go‘ derneklerinde yapılan testlerde başarılı olunması halinde mümkündür. Yani dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, Pro rütbesini almak isteyen bir ‘Go’ oyuncusu, bu üç ülkeden birisine gidip testleri başarmak zorundadır. Hakeza, ‘Go‘ rankleri ülkeden ülkeye de değişim göstermektedir. Yani İtalya’da beş Dan olan bir oyuncu, Japonya’ya gittiğinde iki Dan‘a gerileyebilir.

Go’ oyunundaki seviyelendirme şekillerine göz attıktan sonra ‘Go’yu Go yapan en önemli faktörlerin başında gelen, oyunun naçizane felsefesine ve amacına bir göz atalım. ‘Go‘ oyununun orijinine dair yukarıda bahsettiğimiz efsanelerden birisinde Çin İmparatoru Yao’nun oyunu oğlu için icat ettirdiğinden söz etmiştik. Burada temel amaç Yao’nun arıza oğlu Danzhu’ya aslında ‘Go’ felsefesinin de temelinde yatan mental denge, konsantrasyon ve disiplin aşılamak istemesidir.

‘Go’ Oyununun Tarihçesi Ve Felsefesi

Efsanenin devamına göre de Danzhu ileride olağanüstü bir ‘Go’ oyuncusu olmasının yanında, çok da başarılı ve adaletli bir imparator olmuştur. ‘Go‘ felsefesinin temelleri, Taoizm ve Budizm’den gelmekte olup Yin-Yang felsefi öğretilerini esas almaktadır. Budizm felsefesi, aydınlanmaya körü körüne bir inançla değil, sadece insanın kendisini bulması yoluyla ulaşabileceğini savunur.

Evrenin mantık yardımıyla anlaşılabileceği çabalarının yersiz olduğunu ileri sürer. ‘Go’ oyununda da hareketler, mantık yardımıyla yapılsa da, galibiyete ulaşmak için mantık yeterli değildir. Kuvvetli ön sezilere, saldırı-savunma arasında denge kurmaya ve yüksek miktarda zaman harcayarak sağlanabilen tecrübeye ihtiyaç vardır.

Go’yu satrançtan ayıran en temel nokta şah ve mat durumudur. ‘Go’da rakibe saldırarak hedefi yok etmek gibi bir amaç yoktur. ‘Go’da amaç, tahta üzerinde rakipten daha fazla bölgeyi kontrol edebilmektir. Bu yüzden hamleler arasında her zaman bir denge kurulmalı, o hamlelerden sonraki ellerde ne gibi karşılıklar alınacağı önceden hesaplanmalıdır.

Saldırı, ‘Go’ oyununda başvurulacak son çaredir. Bu yüzden ‘Go’ satranca göre daha kompleks bir oyun yapısına sahiptir. Oyun süresi daha uzundur, oyuncuların hamle yapmak için düşünme süreleri daha uzundur ve daha geniş bir alan üzerinde oynanmaktadır.


Haberi Yazan: Erdem İdrisoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: