Sevmek Zamanı: Bir Ruh Filmi

Sevmek Zamanı 1965 yılında Metin Erksan tarafından çekilmiştir. Sevmek Zamanı filmi hakkında birçok kez makaleler yazılmıştır. Filmin konusu, karakterleri, olay ve zaman örgüsü, içindeki motifler, sahnelerin görüntülerinin fotoğraf şeklinde olması yönleriyle bu film, dönemindeki diğer filmlerin yanında farklı kalmaktadır.

Sevmek Zamanı

Sevmek Zamanı filmi Metin Erksan‘ın 1965 yılında senaryosunu yazıp yönetmenliğin yanı sıra yapımcılığını da üstlendiği bir filmidir. Filmin teması, bir surete âşık olmaktır. Boya ve badana yapmak için işe girdiği evin duvarında asılı olan bir kadın fotoğrafına âşık olan boyacı Halil‘in ve resmin sahibi Meral‘in öyküsü anlatılır bu filmde. Film, çekildiği dönemde, çekilen diğer Yeşilçam filmlerinin dışındaki sinema anlayışı, konusu ve konuyu ele alma biçimi nedeniyle zamanla kült statüsü edinmiştir. Ancak bu film, hiçbir zaman vizyona da girememiştir. Aynı dönemin Avrupa sinemasına paralel olarak yenilikçi sinema dili nedeniyle, seyretme imkânı bulanlar sayesinde tanınmış ve de çok beğenilmiştir. Bu sayede de günümüze kadar da gelmiştir. Bundan dolayı da filmin DVD kopyası, 2007 yılında piyasaya anca çıkmıştır ve hızla tükenmiştir.

Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi
Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi

Film Hakkında

Sevmek Zamanı filminin konusu, bir surete âşık olan Halil ile ustası MustafaBüyükada‘da boyacılık işi yapmaktadır. Halil, bir gün boyamaya girdiği boş köşklerden birinin üst katında, duvarda asılı bir kadın fotoğrafı görür ve fotoğraftaki kadına da o an âşık olur. Bir yıl boyunca her gün köşke girer ve fotoğrafına karşısına oturup onu seyreder. Ancak, bir gün köşkün sahibinin kızı ve aynı zamanda fotoğraftaki kız olan Meral, iki arkadaşıyla vakit geçirmek için Büyükada‘daki köşküne gelir ve Halil‘i kendi fotoğrafını seyrederken görür. MeralHalil‘in kendisine âşık olduğuna inanarak bu aşka karşılık vermek ister. Ama HalilMeral‘e değil, onun resmine âşık olduğunu söyler ve Meral‘i istemez. Ama Meral‘in aklı Halil‘dedir artık. Zamanla Halil de Meral‘a karşılık vermeye başlar. Böylece aradaki engeller de ortaya çıkar. İkisi arasındaki statü farkı, Meral‘in babası ve Meral‘a âşık olan Başar. Bundan sonra da olaylar başlar.

Yönetmen Hakkında

Bu filmi ortaya çıkaranların başında Metin Erksan gelir. Metin Erksan, edebiyat eserlerinden uyarlama filmler çeken yönetmenlerin başında da gelir aynı zamanda. Kendisi, sinemanın içinde her zaman edebiyata da yer vermiştir. Âşık Veysel‘i anlatan ‘Hayatı Karanlık Dünya‘ onun ilk filmi olmuştur. Ardından da Peyami Safa‘dan ‘Beyaz Cehennem-Cingöz Recai’Halide Edip Adıvar‘ın ‘Yolpalas Cinayeti’Fakir Baykurt‘un ‘Yılanların Öcü’Necati Cumalı‘nın ‘Susuz Yaz’ filmlerini çekmiştir. Ayrıca 1974-1975 yılları arasında televizyonda yayınlanması için Sabahattin Ali‘nin ‘Hanende Melek’Ahmet Hamdi Tanpınar‘ın ‘Geçmiş Zaman Elbiseleri’Samet Ağaoğlu‘nun ‘Bir İntihar’Sait Faik Abasıyanık‘ın ‘Müthiş Bir Tren’ ve Kenan Hulusi Koray‘ın ‘Sazlık’ öykülerini de kısa metrajlı filmler olarak çekmiştir. Edebiyatla bu kadar içli dışlı olan bir yönetmenden Doğu Edebiyatı’yla bağlantısı olan surete âşık olmak temalı, Batı usulü aşk ile Doğu usulü aşk arasında kurulan karşıtlık dolu ve içinde tasavvufi motifler taşıyan bir film olan ‘Sevmek Zamanı’ filmini çekmesi de bütün bu tecrübelerinin sonucudur.

Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi
Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi

FİLMDEKİ MOTİFLER HAKKINDA: BİR SURETE ÂŞIK OLMAK

Halil, film başladığında Büyükada‘da, Sonbahar mevsiminde, Türk Sanat Musikisi’nin en dokunaklı nağmelerinin altında bir yıl boyunca, her gün fotoğrafın olduğu köşke girmekte ve o suretin karşısına geçip saatlerce onu seyretmektedir. Ve filmin henüz başında suretini izlediği o kadın yani Meral, bir an da Halil‘in karşısına çıkar. Halil, kadını görünce kendisi ile suret arasındaki büyünün bozulduğunu hisseder. Çünkü, acımasız gerçekliğe teslim olmamak için bir surete âşık olmuştur Halil. Kendi aşkından beslenmiştir. Onu ruhunda büyütmüştür. Beslemiştir. Halil‘Benimle resim arasına girme, istemiyorum seni.’ der Meral‘E.

Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi
Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi

Çünkü, bir surete âşık olan kişi, kendi hakikatini ve ruhunu, o surette bulduğu için, kendisi ile suretin arasına hiç kimseyi ve hiçbir şeyi almak istemez. Şiddetle karşı çıkar. Bu durum filmde en belirgin bir şekilde görünmektedir. Bir replikte de ifadesini bulan ‘değişmez hakikati’ fotoğrafta müşahede ettiği için, fotoğrafın sahibinin sevgisini dahi kabul etmek istemez. Çünkü, sevgisinin bir başka el tarafından yıpratılması, harap edilmesi korkusunu yaşamaktadır ruhunda. İşte değişmeyen şey, bizim her an sevebilme durumumuzdur.

Filmde şöyle bir replik de yer almaktadır;

HalilResminle benim aramdaki bir durum bu, seni ilgilendirmez. Ben senin resmine âşığım.
Meralİyi ama âşık olduğun resim, benim resmim. İşte ben de buradayım, söyleyeceklerini dinlemeye geldim.
HalilResmin, sen değilsin ki. Resmin, benim dünyama ait bir şey. Ben seni değil, resmini tanıyorum. Belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın.
MeralBu davranışların bir korkudan ileri geliyor.
HalilEvet. Bu korku, sevdiğim bir şeye ebediyen sahip olmak için çekilen bir korku. Ben, senin resmine değil de, sana âşık olsaydım ne olacaktı? Belki bir kere bile bakmayacaktın yüzüme. Belki de alay edecektin sevgimle. Halbuki resmin bana dostça bakıyor.

Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi
Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi

Halil‘in böyle davranmasının temelinde iki sebep yatıyor: korku ve ümitsizlik. Ümitsizlik, insanların birbirlerinden haberdar olmak için çarpışmayı bekledikleri bu umursamaz döngünün değişmeyeceğine dair ön kabul ile ilgili. Korku ise, böyle güç bir işe girişip hüsranla karşılaşma ihtimali ile ilgili bir tedirginlik.

Yani edilgen olmak ve uzaktan seyretmenin, insan ruhunu incitme ihtimali olmadığı gibi, aşkı yücelten ve dokunulmaz kılan bir tarafı da var. Suret, asla terk etmez. Ölümlü değildir. Bir nevi ideadır suret. Halil‘e göre de o suret, o fotoğraf, ona hep sevgiyle, hep aynı aşkla bakmaktadır. Suret, ruhsal aşka götüren bir vasıtadır aynı zamanda. Leylâ ile Mecnun mesnevisinin yaygın yorumuna göre MecnunLeylâ’nın suretini aşıp Mevlâ’ya varır.

Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi
Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi

Mevlâna Etkisi

Mevlâna’nın ilk kadın müritlerinden Gürcü HatunMevlâna’nın birkaç suretine sahip olmak ister. Mevlâna’nın bütün eserlerinde suret ve gerçeği ilişkisi, geniş işlenme alanı bulur. Dahası MevlânaTebrizli Şems’in yüzünde ne görmüştür ki Şems‘Suretler değişiktir, ama mana birdir.‘ demektedir.

Halil, filmin ilerleyen kısımlarında âşık olduğu suretin sahibi olan Meral‘in aşkına karşılık vermeyi dener. Ve bunu denemeye başladığı andan itibaren kendi dünyasından çıkıp gerçek dünyaya adım atar. Ama filmin sonlarında ruhu, gerçek dünyada acı çektiği için gene kendi âşık olduğu surete geri döner.

FİLMDEKİ MOTİFLER HAKKINDA: ZENGİN KIZ VE FAKİR OĞLAN DURUMU

İki âşığın arasındaki duygusal durumun etrafında kurgulanan filmde, aynı zamanda iki âşık üzerinden geleneksellik ve batılılık ikilemi de tartışılarak kavramlar, âşıklar üzerinden somutlaştırılır. Meral‘in aşkına karşılık verip gerçek dünyaya dönen Halil ile Meral‘in karşısına bu sefer gerçek dünyayı temsil eden engeller ve sorunlar çıkar. Bu engeller ve sorunlar da klasikleşmiş zengin kız ve fakir oğlan durumudur.

FİLMDEKİ MOTİFLER HAKKINDA: BİR SURETE ÂŞIK OLMAK

Fakir oğlan boyacı Halil, melankolik bir duruşa sahip olan sınıfsal olarak alt tabakaya mensup ve çevresi tarafından dürüst ile iyi niyetli olarak bilinir filmde. Zengin kız Meral ise geleneksel kalıplardan sıyrılmış, batılı bir yaşam tarzında büyütülmüş, eğitimli bir genç kızdır. Filmdeki en büyük değişim ise arzularına teslim olarak Ovidivs okuyan, sırf biri ile beraber olmak için Başar’la sevgili olan, babasının deyimine göre yokluk görmemiş zengin kızın yani Meral‘in, şemsiyesi olmadan yağmurda arabayı durdurup çorapları ile karda yürüyebilecek sıra dışı bir kız haline gelmesidir. Yani Halil, bu filmde Yusuf ise, Yusuf ile Züleyha masalında Meral da aşkından tanınmayacak hale gelen Züleyha‘dır.

Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi
Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi

Bir de Meral’in eski sevgilisi Başar vardır filmde. Ki kendisi de filmin kaderini belirleyecektir filmin sonunda.
BaşarMeral’i bırakmak istemez hiç. Surete olan aşkın saçmalığını Meral‘a göstermeye çalışır. Bunu yaparken de gerçek dünyanın bütün gerçekliği, zenginliği ve mantıklı hareket etmenin kuralları içinde yapar.

Bütün edebi eserlerde de görüldüğü üzere, mantık ile ruhani kavramlar, hep zıt kavramlar olmuşlardır. Mantık, beyin ile hareket ederken, ruhani kavramlar da kalp üzerinden hareket eder hep. Aşkın gerçekçi olması gerektiğini söyler Başar hep. Meral ise: “Asıl aşk, Halil’in yaşadığıdır.” der. Daha sonrasında da Meral-Halil-Başar üçgeninde ilerler film.

Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi
Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi

Meral‘in babası, bir diğer engeldir bu aşka. Zengin kızın fabrikatör babasıdır. Meral‘in babası ama Başargibi sürekli engeller çıkarmaz. Halil‘in kendisiyle tanışmak için geldiği sırada ona öğütler vererek konuşur ve günün birinde evlendikleri taktirde mutlu olamayacaklarını söyler. Çünkü, Meral‘in hep zenginlik ve bolluk içinde büyüdüğünü ve hiç sıkıntıya gelemeyeceğini söyler. Ve Meral‘in babası, Halil‘i sevmiş olsa da gene de bu ilişkiye onay vermez.

FİLMDEKİ MOTİFLER HAKKINDA: DERVİŞ YANİ USTA

Özellikle Doğu Edebiyatı’nın tasavvufi özelliğinde görülen bir kural vardır. Bu kural, imkânsız bir aşk yaşayan çifte her zaman her yerde destek veren, onlara yol ve yordam gösteren, onlara sahip çıkan bir büyüğün ve akıl hocasının olmasıdır. Bu büyük, tasavvufi yönü güçlü olan, kendi içinde ve çevresinde ilahi bir mertebeye yükselmiş birisidir. Dönemlere göre bu kişilerin rütbeleri de değişmiştir. Kimi zaman derviş, kimi zaman hocadır. Bu filmimizde de bu kişi boya ustası Mustafa‘dır. Halil ve ustası derviş Mustafa, adadaki köşklerin iç süslemelerini ve boyamalarını yapmaktadırlar. Boş vakitlerinde de ikisi, denize karşı oturup rakı içip Türk Musiki eşliğinde konuşurlar. Derviş MustafaHalil‘in resme âşık olduğu bilmektedir ve her defasında ona akıl vermektedir.

Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi
Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi

Meral‘in ortaya çıkışıyla kendi içinde çelişkilere düşen HalilMeral‘in aşkını reddeder. Bunu sonucunda da MeralBüyükada‘yı terk eder. Bitmiş bir işi ölüme benzeten Halil‘in ustası Derviş Mustafa bilir ki, her bitirdiği işle beraber biraz da kendisi de ölür. Bundan dolayı da Halil’e de, Meral’i reddettiği için çok kızar. Ona göre bu aşkın bu şekilde yarım kalması, onun için huzur bulamayan, bir türlü ölemeyen birinin çektiklerine benzer. Halil‘in ustası derviş Mustafa“Ona gitmediğin için, suretiyle yetindiğin için kötü bir adam oldun.” der Halil‘e.

FİLMDEKİ MOTİFLER HAKKINDA: MEKÂNLAR VE ANLAMLARI

Filmimiz, bir sonbaharda, Büyükada‘da Türk Sanat Musikisi’ne ait bir fon müziği ile başlar. Halil ve ustası Mustafa, adadaki köşklerin iç süslemelerini ve boyamalarını yapmaktadırlar. Zaten film başladığında, bir yıl boyunca her gün fotoğrafın olduğu köşke girmekte ve o suretin karşısına geçip saatlerce onu seyretmekte olan Halil‘i görmüş oluruz. Halil‘in yalnızlığını o an biz de hissederiz, Halil‘in o sureti nasıl izlediğini gördüğümüzde. Filmde ise Büyükada, ana karadan kopan bir parça olması sebebiyle ve özellikle de sonbaharda mevsiminde, yağmurlu ve kapalı bir havada yalnızlığıyla daha da hüzünlü görünmektedir. Halil‘in ruh ve psikolojik hali ile Büyükada‘nın sonbahardaki yağmurlu ve melankolik hali birebir aynıdır aslında. Hem Halil hem de Büyükada, birbirleriyle özdeşmişlerdir. Halil‘in duygularının, düşüncelerinin ve yalnızlığının dışarı çıkmış halidir BüyükadaHalil, burada kendine ait bir dünya kurmuştur. Ada, ona ait küçük bir dünyadır. Dış dünyadan kendisini koparıp bu dünyada yaşamaktadır her gün karşısına gidip izlediği suretiyle beraber. Filmin ilerleyen kısımlarında Halilİstanbul‘un içine, başka mekânlara gittiğinde de sudan çıkmış balık gibi yabancıdır adeta. Kimsesiz gibidir.

Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi
Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi

Büyükada, sinema ve edebiyat tarihimizde de her zaman bazı yazarların ya da yazarların yazdıkları karakterlerin mutlaka kaçış ve dinlenme yerlerinin başlarında gelir. Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı’nda önemli bir yeri olan Reşat Nuri Güntekin (1889 – 1956), Büyükada’da yaşamıştır. Aynı zamanda Büyükada, Reşat Nuri Güntekin‘in ‘Akşam Güneşi’ adlı eserine de esin kaynağı olmuştur. Edebiyatımızın en etkin isimlerinden biri olan, özellikle de eleştirmen, çevirmen ve deneme yazılarıyla tanınan Nurullah Ataç da (1898 – 1957), Büyükada’da yaşamıştır. Kızı Meral Ataç’ın anlatımına göre, Nurullah Ataç tam bir Büyükada aşığıydı.

MEKÂNLAR VE ANLAMLARI

Film ilerledikçe başka mekânlara da geçilmeye başlanılır artık. HalilMeral‘ın resmine âşık olduğu için Meral‘in kendisini istememiştir. Bunun üzerine de Meral, İstanbul’a dönmüştür. Bu olaydan dolayı da Halil‘in ustası MustafaHalil‘e tepki gösterir ve ona fikir verir. Böylece Halil, kendi dünyasından ayrılıp dış dünyaya doğru adım atmış olur. Ve film, artık gerçek dünyada geçmeye başlar.

Meral‘in peşinden İstanbul’a gelen Halil, önce Meral‘in evine gider. Ama onu orada bulamaz.
MeralBaşar ile Maslak‘taki atış poligonuna gitmiştir. Büyükada’dan sonraki mekânımız Maslak’tır. Mekânlar arasındaki bağlantılar, en zıt biçimde gerçekleşir. Maslak, o dönemden bu zaman kadar genellikle belli bir kesimi, belli bir zenginliği temsil eden bir semttir. Bembeyaz karlarla kaplı olan atış poligonunda bulunan Halil ve Meral, resmen çölün ortasında olan Leylâ ile Mecnun gibidir. Ne yazık ki kavuşamazlar o an birbirlerine.

Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi
Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi

Daha sonra ise, Meral‘in evini görürüz filmde. Odasının balkonunun manzarasından, Galata Kulesi, Karaköy, Eminönü ve Haliç’i görünmektedir. Buradan da anlarız ki, evleri İstanbul’un en nezih semtlerinden birisi olan ve birçok edebi eserin ve filmin geçtiği Beyoğlu’ndadır. Özellikle Tanzimat Edebiyatı’ndan itibaren edebiyatımıza giren Beyoğlu bölgesi, her zaman Batılı kültürün, gelişmişliğin ve zenginliğin simgesi olmuştur. İşte filmde de Meral, bu simgeleri temsil etmektedir. Gerek yaşam tarzı gerekse eğitimi bu yönde olmuştur.

MEKÂNLAR VE ANLAMLARI

Filmde bir de göl vardır. Filmin sonlandığı mekândır, bu göl. Göl burada metafor olarak, kendi düşsel dünyasıdır
Halil‘in. Sığındığı ve içinden çıkmayı istemediği dünyasıdır. Film boyunca Meral‘e kavuşup kavuşamama ikilemleri arasında kalan Halil, filmin sonunda Meral‘in Başar ile evleneceğini öğrendiği zaman, Meral‘in yanından hiç ayırmadığı portresini yani suretini alıp göle gider. Ve kayığını alıp açılır. Daha sonra düğünden kaçmış olan Meral, gelinliği ile Halil‘in yanına gelir. İkisi artık birliktedirler ve kayıkla göle açılmışlardır. İki âşığın kavuşması artık gerçekleşmiştir. Meral, kendi suretini yani resmini göle atar. Böylece artık suret, tamamıyla gerçeğe dönüşmüştür o gölde.

Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi
Sevmek Zamanı: Zamanın Ötesinde Bir Ruh Filmi

Ama uzun sürmeyecektir. Meral‘in peşinden gelen Başar, onları uzaktaki bir tepeden izler. Ve sonra da sniper tüfeği ile ikisini de öldürür. Halil ile Meral, böylece o gölde sonsuzluğa kavuşmuşlardır. Bazen filmler mutlu sonla bitmesin istenir, işte bu filmde de izleyici o hissiyatı yaşar. Klâsik Türk filmi klişesinden belki de mutsuz sonla kurtulur Metin Erksan.

FİLMİN FOTOĞRAFLARDAN OLUŞMASI

Filmin çekilme şekli ve görüntüleri, sanki fotoğraflardan oluşmuş gibidir. Her sahnede oyuncuların duruşları, bakışları ve kameranın açıları, sanki her an fotoğraf çekilecek gibidir. Bunlar yapılırken de arka fonlarda, manzaralardan ve mekânlardan da destek alınmıştır. Metin Erksan‘ın bu konuda Yeşilçam’ın öncüsü olduğunu söyleyebiliriz.

FİLMİN KÜNYESİ

Yönetmen: Metin Erksan
Yapımcı: Metin Erksan, Troya Film
Senarist: Metin Erksan, Kemal Demirel
Oyuncular: Müşfik Kenter – Halil
Sema Özcan – Meral
Fadıl Garan – Derviş Mustafa
Süleyman Tekcan – Başar
Müzik: Metin Bükey
Görüntü yönetmeni: Mengü Yeğin
Stüdyo: Troya Film
Renk: Siyah-beyaz
Yapım yılı: 1965, Türkiye
Süre: 84 dakika
Dil: Türkçe

 

Yazar: Mehmet Arca

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: